16 Ağustos 2015 Pazar

Bİ FENOMEN'E ÇAKIP, ÇIKACAĞIM.

Biraz önce hep yaptığım gibi  instagram ve twitter”da gezindim. Fenomenlerin, ünlülerin, medyatik insanların, köşe yazarlarının  twitlerine baktım. Zamanımı almasın diye yorumlara bakmak  adetim değildir. Okurum, geçerim ana başlıkları.  Tesadüfen yorumları da okumaya başladım bugün.

Annaaam, o ne? Allah beni takipçilerin şerrinden korusun. Adamı çürütür onlar, nazardan çatlatır, kör kuyularda merdivensiz bırakır, zona yapar, iki uçlu kişilik bozukluğuna (bipolar) sokar, vücutta kistler çıkartır, ameliyat parası verirsin. Sigaraya,  içkiye başlatır,  hastaneye yatırtır, intihara meylettirir.

Yapmayın yavrum, yapmayın,  etmeyin böyle. İnsan evladı onlar. Ya bu insanların anneleri babaları, sevgilileri, eşleri var. Bu yazılanlar nasıl bozuyor ilişkileri, yazık değil mi? Her gün anana, babana sevgiline, kardeşine, kalçalarına, gözlerine bakışlarına küfretseler n’aparsın?

Bir boş verirsin, iki boş verirsin ama onlar her bir köşeden çıkıp sana bok atmaya,  seni bir karafatma gibi görüp ezmeye çalışırlar. Amaç ne? Hiç. Bok at, rahatla. Zavallılığını, hastalıklı kişiliğini, öfkesini ve tüm ezilmişliklerinin acısını çıkartmak için en uygun yer sosyal medya ve fenomenleridir.

 Sevgilin seni terk mi etti, annen yemek yapmamış mı bugün, yine kotun içine giremedin mi, hava çok mu sıcak?  Gir internet'e , saldır fenomenlere. Çirkinsin de, evde kaldın de, at suratlısın de, bu kızın nesini beğeniyorlar de, sen edebiyatçı mısın de, senin neyini takip ediyorlar anlamadım de, rahatla. Bunu sıçman için en uygun yer de burası; hem de besbedava. Sıç, batır, kirlet; yüzünde pis bir joker gülüşü kalsın. Yolda görseler boynuna sarılacaklar, “sana bayılıyorum, canııımmmm"  diyecek kişiler internete girince vampirleşiyor, adamın kanını emiyorlar. Biz böyleyiz,  biz sevdiğimizi siken milletiz.

Hiçbir şey bulamadılar mı  seni karalayacak? Yok canım, mümkün değil. Üşenmiyorlar, facebook adresinizi buluyorlar. “Ay,  bu  bilmem kimmiş;  ne çirkin,  di miii? ”  diye ortalara salıyorlar fotoğrafınızı.(tabi en kötü çıkanını) Akşam kamerayı aç,  diye ayaklarına kapanan takipçilerin, kamerayı açıp yüzünü gösterdiğinde , ertesi gün sabah namazından önce kimliği belirsiz memeler ve götlerin  altına. ‘Bu,  onun götü,  akşam bana gösterdi  sonra da verdi,   diye ifşa ediyorlar Ve o tanımadığın  götü , memeleri sahipleniyor, onlarla yaşamaya başlıyorsun...Diyelim kamerayı açıp kendini göstermedin tüm ısrarlara rağmen , illa ki  bir yolunu bulup seni orospu, aşüfte, kıl, çirkin karı diye yaftalıyorlar. Şeytani işlere  kafaları çok hızlı çalışıyor bunların. İtiraf etmeliyim, sosyal medyayla çok içli dışlı olmaya başladığında aynen onlar gibi davranmaya, bu davranışları normal karşılamaya  başlıyor ve bu iğrençliğin bir parçası oluyorsun.

Ben iki kitap yazdım,  bin küsur takipçim var, bloğum da eh işte ara ara okunuyor. Bu kadar kısıtlı elemanla bu kadarcık şöhretle bile(!) baş edemiyorsam, onlar ne yapsın?  Ne imla bozukluklarım kaldı, ne seviyesizliğim, ne karakterini kişiliğini bulamamışlığım kaldı, ne ezikliğim. Birisi de “bu, kadın düşmanı”   diye beni hedef gösterdi. Elim ayağım titredi okurken. Yavrum, eski kuşağım ben, alışık değilim böyle suçlamalara, ne denir,  ne cevap verilir bilmem. Küfrü bile burada öğrendim. Bilmediğim ne kadar kötü yönlerim varmış, sağ olsun takipçilerim sayesinde biliyorum artık. 

Aman, uzak durun kuzucuklarım buralardan. Buralar tehlikeli.

Bir ara uyku uyuyamıyordum laf sokmalar yüzünden. Özel mesajlarla” canımsın, çok şekersin” diyen erkekler, birkaç güne kalmadan en sevmedikleri,  en çok dedikodusunu yaptıkları kızlarla sevgili oluyorlar, hatta evleniyorlar. Ne diyeyim şimdi onlara?  Ulan bu adam arkandan az atıp tutmadı desem,  “hadi,  hoşt, sen kimsin,  kıskanıyorsun,  di miiiii” diyecekler. 
 Aman kızım, sen uzak dur bunlardan dedim kendime.  Evimde kahvemi, sigaramı içip karşı apartmandaki emekli Hayrinussa ablayı çağırırım . Sağ olsun, her regl olduğunda balkondan işaretlerle anlatır bu durumunu. ‘ Ölüyorumm, gidiyor, akıyor” diye belinden aşağısını gösterir. Ben de “Allah vergisi n’apcan, hepimizin başında bu sorun” der,  geçiştiririm. Hadi gel bir kahve içelim, rahatlarsın diye davet ederim. Kocasının tuvalete işedikten sonra temizlemediğinden, ıslak bornozu yatağının üstüne attığından filan bahseder. En azından onları dinlerim. Ya da tanesi 1 tl olan limonu Bim'de 50 kuruşa bulduğundan bahseden Nezahat hanımla sohbet ederim.  
Her geldiğinde  “ay,  benimkiler tutmuyor bir türlü,  diye sardunyalarımdan çıt çıt dal kopartan Hanife hanım'ı çağırırım. Kimseyi bulamazsam balkonları filan yıkarım, vadesi dolmuş ilaçları, ketçapları mayonezleri atarım. Bir işe yararım. Liseli arkadaşlarla buluşur ;elle tutulur, gözle görülür hatıralardan bahseder, uzak dururum  bu sanal dünyadan.

Ay,  uğraşamam ben, hastanelik olurum. “Saçını atkuyruğu yapmış 40 yaşında kadın, seni kim incitti” diye tweet  atmışlar. Elimi saçıma attım,  at kuyruğuydu. Altımda da beli düşük şalvar pantolon vardı, üzerimde I’M SO YOUNG yazılı t-shirt. Ben şimdi bu kıyafetle selfie çekip koysam instagrama ,  beni gazeteye çıkartır bunlar, linç ederler. Yırtık kotumu korkudan giyemez oldum. Mango’ya, Zara’ya,  Berchka ‘ya zaten yaklaşamıyorum; çık bu mağazadan,  burası gençlerin diye kovarlar beni bunlar  mazaalah.

Ne yapsan etsen ezmeye çalışıyorlar seni. Dünya güzeli olsan, amaan,  kaprislinin teki,  olursun. Burnun kalkık, dudakların dolgunsa estetikli olursun. Yaşından genç gösteriyorsan , botokslusundur. Hayvanlara yardım etmekten bahsetsen, dikkat çekmeye çalışıyorsundur. 

Öldürülen PKK’ li kadınla ilgili  haberin  altına “Bu insanlık değil” yazsan , vay terörist!, alın şunun adresini, yayın, imansız,
Şehit olan askerlerle ilgili haberin  altına “yine terör yine terör, analar artık ağlamasın" desen, pis ulusalcı, , bizimkiler ölürken neredeydin”
Gündemden uzak tweetler attığında " insanlar ölüyor,  senin umurunda mı ?"
Sevgilini yazarsan ,  görmemişin sevgilisi olmuş ondan bahsediyor, başka hiç sorun yokmuş gibi,
Siyaset yazarsan , “sen bir boktan anlamıyorsun,  yazma komik oluyorsun”  
Kitaptan bir cümle paylaşırsan , “ay,  sen edebiyattan ne anlarsın?”  diyorlar. Dİyorlar, diyorlar, ağızlar hep konuşuyor...

 Geçen gün sosyal medyanın ilk fenomeni olan kız  bir fotoğraf koymuş instagrama, altına döşemiş de döşemişler. ‘Ne kadar sığsın, ne kadar basitsin’ diye.  Ya, kız ne yapsın, kendi kendine blog yazıyordu. Ünlü olmak gibi niyeti yoktu. İnsanlar sevdi, beğendi, o da yazdı. Kimse beğenmese kendi kendine ünlü olacak hali yoktu. O sessiz sessiz yazıyordu, içini döküyordu. Keşfedildiyse suçlu mu? Bırakın da insanları belki hayatı boyunca bir kez gelen şansı değerlendirsin, mutlu olsun. Açıkçası ben bile özenmiştim başta ona. Ay,  ne güzel, insanlar bir tweeti için benim bir aylık maaşımı ödüyorlar, ofise gitmesine de gerek yok. İmza günü için otobüsler kalkıyor, ne hoş,  herkes kızı gördüğünde üstüne atlıyor. Tam istediğim iş diyordum ama şimdi hangi fotoğrafı koysa, yemediği küfür, duymadığı hakaret kalmıyor. Allah yardımcısı olsun, bunlara cevap versen de bitmez.
 Boş ver diyorum kendime,  otur oturduğun yerde;  ne fenomeni, ne ünlüsü. 1600 küsur takipçin  neyine yetmiyor. Normal ve sıkıcı hayatına devam et sen.  Bu çekirge sürüsüne cevap yazacağım diye yemeden içmeden kesilirim, uyku uyuyamam, dağlara kaçarım, izimi kaybettiririm. Ay, Allah korusun sizi bunların şerrinden .Ya hiç girmeyeceksin sosyal medya işine ya da kimliğini yüzünü gözünü koymadan yazacaksın. En azından tipinle ilgili yorumları okumak zorunda kalmazsın. 

Benim kitabın haber yapıldığı gazetede yorum olarak  “ ay, çok klişe, bir de ben yazayım da görsünler” diyen gazeteci hanım kızımızı da çok ayıpladım valla. Sen koskoca (!) gazeteci olmuşsun, oturduğun yerden ona buna laf sokuyorsun. Minyon(!) yüzüne hiç yakışmamış canım o tarzın. Eleştirileceksin tabii ki, ama onu da mahalle kadınları kavgasına benzetmeden yapacaksın . İşte tam da bu durumda yapılan “eleştiri” değil, küçümseme, ezikleme, başkasını mutsuz edip bundan mutlu olma isteğine dönüyor.

Yapmayın evlatlarım! Evinizde reçel yapın, seyahate  çıkın, kitap boyayın ama şiddet nefret hakaret sözleriyle doldurmayın sayfanızı. Sevmediğiniz yazarları da okumayın. Nasıl gidip Jose Saromago’ ya,  ulan sen de sübyancıymışsın he, karını da aldatmışsın, kitapların da çalıntıymış(tamamen örnek) deyip,  sosyal medyada hakaret edemiyorsan, onlara da atma. Elim varmışken deyip geçmeyin o klavyenin başına. En azından eleştirileriniz de tutarlı, seviyeli olsun. Pis kusmuklarınızı bulaştırmayın buralara. Temizlemesi zor oluyor; rica ediyorum.
Ben gidip  mercimek çorbası pişireyim. Aşağıdaki kız yeni evlenmişti. Bebeği yirmi beş günlük daha.Kocası kırkının çıkmasını bekleyemeden aldatmış onu. o da kızını alıp annesinin evine gelmiş; ilgileneyim biraz.


EKSİK OLMAYIN Bİ DE ŞUNU DEMİŞSİNİZ. Çakma Pucca’ymışım, onu taklit ediyormuşum. Varsın, öyle bilinsin, belki onu çok okuduğumdan, okurken eğlendiğimdendir. Siz öyle bilin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder