9 Aralık 2010 Perşembe

BAŞ HARFİN BİLE YOK







Kimsenin senin dilini konuşmadığı, kimsenin seni tanımadığı, hiçbir anımızın olmadığı, bir kahveyi bile içmediğimiz bir şehre kaçtım.


Adreslerin yabancı, caddelerin yabancı, şehrin kokusunun bile bana hiçbir çağrışım yapmadığı bu şehirde, bu ülkede; istiyorum ki senden hiçbir iz olmasın.
Dünyaya ilk kez gelmiş ve seni hiç tanımamış bir kadın olarak baştan başa geziyorum bu şehrin sokaklarını. Benden başka bir ben olarak, yaşadığımı iliklerime kadar hissediyorum, havayı kokluyorum. Tek bir köşe başı, tek bir sokak bile yok senin adımladığın...

Tek bir koku, tek bir ses yok.

Ben gittim, ben uzaklaştım. Ben koptum. Kalan sendin koca şehirde. Oysa ki; gitmeyi kafasına koyup, beni senden uzaklaştıran da sendin. Sen beceremedin, ben gittim!

Kanayan bir yaram, kalbimde kireçlenen acın, yakan özlemin, adresin, telefonun yoktu. Kimliksiz, kimsesiz, güzelliklerle dolmaya gelen taze bir ruhtum.
Kimsesizliğin bu şehrinde; bu geçmişi olmayan kaldırım taşlarında yürüyor, kendimi yeniden yaratmaya çalışıyordum . M.’ı hiç tanımamış olarak.

Düşünsene senin adının baş harfi bile seni hatırlatmaya yeterken, bu ülkede tek bir kelime yoktu senin harfinle başlayan. Hatırlamak istiyordum ama yoktun, silinmiştin hafızamdan. Ben böyle birini hiç görmemiştim.

Kendime bir hayat ısmarlamıştım. Sensizliğin yapıştığı solgun yüzümü ilk defa gören, içimdeki enkazdan bihaber, terkedilişin utancını taşıyan beni hiç tanımayan insanlarla konuşuyordum . Onlar sensiz halimi bilmiyorlardı. Sırf sen dokundun diye vücuduna bile bakmak istemeyen beni tanımıyorlardı.

Ben ise sensiz ve çok mutluydum. Kahve içiyor, uzo içiyor, Tanrılardan bahsediyorduk.

Ve onların hiçbiri bu şehirde ; Benim sensizliğimi görmüyor, bilmiyorlardı.

Bunun için kaybolmuştum. Çünkü ben seninleyken bensizdim.

Sensiz değilim artık. Çünkü sen zaten... zaten... nasıl desem....; hayal ürünüydün. Kendi kendime uydurduğum acıklı bir masalın kahramanıydın. Ve masal bitmişti...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder